Çocuğuma Otizm Teşhisi Konduğu Andan İtibaren Öğrendiğim 20 Şey - EĞİTİMM

Çocuğuma Otizm Teşhisi Konduğu Andan İtibaren Öğrendiğim 20 Şey

1. Uykusuzluk her şeyi, olduğundan daha da kötü gösterebilir.

2. Bir insanın dört saat boyunca sadece yılanlar ya da akvaryumlar ya da kediler hakkında konuşması mümkündür. İnanın bana.

3. İnsanlar gerçekten ama gerçekten çok kötü olabilirler.

4. İnsanlar gerçekten ama gerçekten çok iyi olabilirler.

5. Bir gün bile daha katlanamayacağımı hissettiğimde, oğlum inanılmaz bir şey yaparak bütün bakış açımı değiştirebilir.

6. Doktorlar bazen tam olarak neye ihtiyacımız olduğunu bilirler. Bazen de bilmezler. Her iki durumda da, sizi çocuğunuzun sağlığı ve gelişimi konusunda değerli bir ortak olarak gören bir doktora gidin sadece.

7. Oğlumun yapabildikleri şeyler, hayal bile edemeyeceğim kadar etkileyici. Sayısını bile bilmediğim kadar çok kez hayrete düştüm. Akvaryumdaki her bir balığın ve bahçelerdeki her bir bitkinin Latince ismini, hiç zorlanmadan öğrendiğini fark etmem gibi. Kendimi çok kutsal, benden tamamen üstün bir şeye bakar gibi hissediyorum.

8. Her davranışın bir sebebi var. Bir davranışın her zaman bir sebebi var (ve bu sebep hiçbir zaman sadece beni rahatsız etmek olmadı).

9. Tekrarlayıcı hareket diye bir şey var. Hiç bilmiyordum.

10. Bir şeye sabitlenmenin bir amacı var. Bu, çocuklarımızın dünyayla bağ kurmalarının değerli bir yolu. Ve çocuklarımız çoğu zaman bu sayede bu kadar zeki oluyorlar.

11. Yaşadığım ızdırabın büyük bölümü bana ait, oğluma değil. Anne olmakla ilgili bütün beklentilerimden vazgeçmek bu işin en zor kısmı benim için. Oğlum benimle aynı beklentileri paylaşmıyor, tek birini bile. Bu yüzden sorun genellikle bende, onda değil.

12. Hangi cephede savaşacağınızı seçin. Tekrar ediyorum. Savaşacağınız cepheyi iyi seçin. Ben her seferinde tek bir şey üzerinde çalışıyorum, ta ki o şey bir alışkanlığa dönüşene kadar. Ardından bir sonraki şeye geçiyorum. Aynı anda her şeyi birden yapmaya çalışmanın kimseye faydası olmaz. Sadece evdeki herkesin üzerinde stres yaratır.

13. Kendi çocuğumun öğrencisi olmak, herhangi bir kitaptan, terapistten ya da internet sitesinden öğrenebileceğimden çok daha fazlasını öğretti bana. “Nörotipik” bir anne olarak beyin fonksiyonlarındaki farklılıkları anlamam gerçekten çok zor olabiliyor. Oğlumun nasıl düşündüğüne ve tepki verdiğine ne kadar fazla dikkat edersem, onu o kadar iyi anlamaya başlıyorum.

14. Otizm bazen hayatımı tuhaflaştırabiliyor. Örneğin, geçtiğimiz hafta kendimi her gün bir akvaryum mağazasında buldum. Her gün, en az bir saatlik bir ziyaretten bahsediyorum. Zamanımızı geçirmek için biraz garip bir yol olabilir, ama ne yapalım biz buyuz. Keyfimiz yerinde.

15. Çocuğunuz için işe yarayacak ona özgü şeyleri keşfedeceksiniz. Benimkinde likralı kumaşlar işe yarıyor. Sessiz bir yer ve dolapta bolca battaniye, tanıdığım bir başka otizmli kızda işe yarıyor. Hiçbir şey işe yaramıyor gibi gelse de, işe yarayan şeyler bulacaksınız.

16. Asla bir şeyi tamamen doğru yapıyormuşsunuz gibi hissetmeyeceksiniz.

17. Her şeyin tamamen doğal geldiği günleriniz olacak.

18. Diğer anneler, çölde su bulmak gibidir. Bulun onları. Yüz yüze ya da internet üzerinden. Onlara sporular sorun. Bunun bir tek sizin başınıza gelmediğini anlamanızı sağlamalarına izin verin.

19. Düşündüğünüz gibi olmasa da, dilekleriniz bir şekilde kabul oluyor.

20. “Otizm” kelimesinin bebeğinizle ilişkilendirildiğini ilk duyduğunuzda kendinizi berbat hissedebilirsiniz. Ama tek bir kelimenin içinde iyinin ve kötünün, güzelliğin ve çirkinliğin, coşkunun ve karmaşanın bir arada bulunabileceğini öğrendim. Oğlumu seviyorum. Tam da olduğu haliyle. Hayatımızı tamamen değiştiren o küçük kelimeyi de öyle.

Otizm.

Asla mümkün olacağını düşünemezdim, ama bir şekilde, onunla savaşmak yerine onu kabullenmeyi öğrendim. Onu anlamayı öğrendim.

Ve hatta onu kucaklamayı bile öğrendim.

Sen ne düşünüyorsun?

%d blogcu bunu beğendi: